YILDIZ OLMAK KOLAY MI
 

2005-2006

Akün Sahnesi için hazırlanacak bu oyun.

Rol dağıtımı yapılmış, provalar başlamış.

Sezon başı, Ankara Müdürü Bahadır Özyurt arıyor “ Levent, İlhan rapor aldı, rolü sana veriyorum “

Ben de alıyorum. İlhan’a Karalıkta Komedi den borcum var...Ödemişimdir inşalah.

Provaya başlıyoruz. Kalabalık kadro; Figüranlar, müzisyenler.

Mehmet Ege disiplini bastan ele almış, devam.

Ben de katılıyorum.

Oyun eski İstanbul’da bir gazino ortamında geçiyor. Ben patronum. her sanatçısına aşık olan.

Gerçek hayatta olsa, bana gelene kadar bu rolü oynayacak çok tanıdığım var ama...

Severek çalışıyoruz, severek oynadık.

Oyun başında üst sahnede Rengin Samurçay ile tavla oynayarak başlıyoruz.

Altta oyun devam ediyor, biz yerimizi bekliyoruz.

Bu arada Rengin’i mars üstüne mars. Çatladı kızcağız. Oyun kalkana kadar yenemedi.

Herkez çok güzel oynuyor, gerçekten çok güzel.

Süheyla Gürkan, ne yapsam gülüyor, tutamıyor  kendini.

Yalvarıyor adeta, bana çok gülermiş seyrederken.

E şimdi ne olacak, oynuyoruz ?

Sevgili Süheyla gülmesin diye oynuyorum onunla olan sahneleri.

Ara sıra bu disiplinimin acısını da çıkartmıyor değilim.

Şarkılar, türküler gazino ortamı ama içki yok...

Bir o sevdiğimin evindeyim, bir o dostumun yanında.

Ümit Sergen’in evine gidiyorum, kızına(Servet Pandur) aşığım. Kısaca meramımı anlatacağım.

Tam antre yapacağız bu sahne için, kulliste bekliyoruz.

Kararma ile giriyoruz ve yerimizi alıyoruz, IŞIK.

Ümit abla kuliste yerine duramıyor, zıp zıp zıplıyor...

  1. -Ne oldu abla ?

  2. -Sorma, lavobaya gidemedim durum kötü...

  3. -Anladım abla.

  4. -Aman ne olursun hızlı oynayalım bu sahneyi.

  5. -Ne demezsin ablacığım, canın sağolsun, sen yeterki bir kaza çıkmadan yetiş yetişeceğin yere.

  6. -Allah korusun, tu tu tu...

Işık üstümüzde, Ümit abla ilk repliklerini bir nefeste söyleyiveriyor, sıra bende.

Muzurun eline düştüğünü gözlerime bakınca anlıyor ama faydasız.

Hayatımın en yavaş sahnesini oynuyorum, adeta ışitme engelliler için tiyatro.

Ablam iyice çıldırıyor, gözlerinin içi kıpkırmızi, yine repliklerini tavana bakarak bir nefeste söylüyor.

Ben bakıyorum, o zıplıyor, dolanıyorum, tavana bakıyor...

Daha gerisini bilmiyorum, repliklerim bitip, ışıklar karardığında.



Tüm hakları saklıdır. Levent Çelmen © 2009