TAMİRCİ
 

1991-1992

Gerçekten güzel oynadığımız bir oyun.

Bir oyunun iyi olup olmayacağı prova aşamalarında kendini belli ediyor.

Doğru rol,

Birbirine saygılı ve güvenen kadro,

“İlle de ben bilirim” demeyen yönetmen,

Tabii tüm bu unsurların harekete geçmesini sağlayan metin.

Biz de metinler hep takviye ister.

Üretim sürecinde ciddi değişiklere uğrar.

Keyifle hazırladık.

Birbirini seven, birbiriyle çalısmaktan zevk alan kadronun prove aşaması da çok güzel geçti.

Oyun çok tuttu. Çok oynadık. çok turne yaptık.

Her turne bir macera, bir anı...

Antalya’ya gittik.

Serhat Nalbantoğlu tekne tutmuş. Sabah erkenden alısverişler yapılıyor. Akşama kadar Kemer’e gidiyoruz keyifle geziyoruz.

Akşam, oyundan sonra Mümtaz Sevinç  ve Serhatla bir bara gittik.

Bir müzik gurubu çalıyor sahnede.

İçerde müşteri azalınca, mikrofonu kaptım.

Orkestra benden, ben orkestadan hoşlanınca, program bitmedi ve sabaha kadar müzik yaptık.

Kalan seyirci memnun, Serhat, Mümtaz şiirler okuyor, vokal yapıyorlar. Coşturduk seyirciyi.

Program saatlerce sürdü ve bittiğinde masamıza bir bey geldi.

Kendini tanıttı. İstanbul’da birçok müzikolün ve tavernanın sahibi.

“Gel sana da bir tane açalım” dedi.

Ben bu yolları seneler önce geçtiğimden, olamaz diyorum ama bizim arkadaşlar; “Delimisin, bu teklif reddedilir mi” diyorlardı.

Sonradan kim olduğunu iyice öğrendiğimiz bey, bir gün sonra tiyatroya geldi ve teklifini bir daha yaptı.

Biz teşekkür edip, Dedeman otelin kumarhanesine gittik.

Şans yaver, her gece müthiş kardayız. Tek bir hatamız oldu;

Son gecemiz olduğunu ağzımızdan kaçırmışız.

Bu hatanın bedelini aylarca kredi kartı borcunu kapatmayla ödedik.

Kira ödemeleri gecikti.

Yine Amasya ordu evinden tüm ailelerimizle birlikte yIlbaşında davet aldık.

Sahnemiz öyle kuvvetli ki.

Ama bize nazar deydi, kurşun döktürmemiştik.

Amasya’dan dönerken turne aracımız bir traktörle çarpıştı ve tarktördeki bir kişi hayatını kaybetti.

Suç traktörde idi. olayı tüm açıklığı ile gördük.

Saatlerce ifadeler verildi, moraller bozuk ve bundan sonra da iflah etmedik.

Tüm hakları saklıdır. Levent Çelmen © 2009

Çorum da:

Otelin restoranında tüm gurup eğleniyoruz.

Ben yine sahneye çıktım. Oralarda bu davranışı bir hafiflik olarak değerlendiren konuklar, alkolünde etkisi ile bizim masaya kaynak yapmaya çalıştılar.

Özdilek hesapları öderken, Ayberk ağabey, Serhat ve Mümtaz la

kızları odalarına bırakmak istedik. Ama ne mümkün.

Adamlar “Gidemezsiniz, gelin restorana eğlenceye devam edelim”

ısrarlarını iyice uzattılar.

Biz elimizden geldiğince alttan alıyoruz ama olmuyor.

Artık fiziki temaslar başlarken Ayberk ağabey  adamın birini kravatından yakaladı ve git kardeşim derken, iki minyon eliyle küçük  kravatı ikiye parçaladı.

Kyamette koptu.

Adamlar yerlerinden kalkamadan ışıklar söndü ve odalarımıza çıktık.

Dışarıda bağırtılar, silah sesleri, heyecan dorukta.

Olayı çıkartanların ertesi gün özürlerini, eşleri ile birlikte gelmeleri koşulu ile kabul ettik.

O sonuca kadar neler yaşandı, o da sır.

Ankara da bir kız arkadaşımızın oyuna gelirken geçirdiği trafik kazası üzerine bir dizi olaylar başladı.

Gurup bir birine girdi.

Kızlar bir tarafta, Erkekler bir tarafta...

Kriz geçirmeler, oyun iptalleri, bakanlık sorusturmaları, mahkemeler, tiyatroya gelen ambulanslar ve son olarak Adana ‘da

iptal edilen oyun.

Bir müddet sonra, Ayberk ağabeyi Çankaya Mesadaki evinde Mümtazla birlikte banyoda ölü olarak bulduk.

Bir kaç gündür haber alamamıstık.

Kapısına dokunduk açıldı ve o manzara.

Maltepe camiindeki cenazede başta hiçbir olaya karışmayan, müdahale etmeyen yöneticiler ve yönetmende vardı.

Bir birimizi yiyişimizi seyretmisler,  şimdide aramıdan birinin cenazesine geliyorlardı.(Bunca olaya rağmen oyunu devam ettirenler, sadece disipline sevk edenler)

Ya gözyaşları....