BİR ADAM YARATMAK
 

1993-1994

Küçük Tiyatrodayız.

Koşullar ağır, oynamamız gerekiyormuş.

Neden seçildi niçin oynatıldı ve hep tartışıldı.

Gergin bir prova dönemi.

Prömiyere 5 kala Baykal Saran ve Beyhan Saran hastalanarak aramızdan ayrıldılar.

Yerlerine alel acele Ali Hürol ve Gülcan As geldiler ve kısa sürede hazırlandılar.

Ali ağabeyin tekrar tiyatroya dönüşü de bu oyunla oldu.

O meşhur PAZARTESİ TOPLANTILARI nın başlamasına sebeptir bu oyun.

Oyunların herkesin katıldığı bir platformda tartışılmasını, masaya yatırılmasını düşünerek bu girişimde bulundum.

Hazırlık komisyonuna gelenler yasaları konuşmamızı söylediler.

Senelerdir yasaları konuştuk, oyunlara bakamadık.

Neden seçilirler, kim seçer, nasıl kast yapılır, reji, oyunculuklar, dekor, kostüm anlayışı konuşulsun  istedim ki, kötü oyunları baskı ile oynatanlar güç durumda kalsınlar.

Başaramadım, başaramadık senelerdir.

Ama onlar başardılar, hala da başarmaktalar...


Yozgat’a bir günlük turnemiz var.

İlyas Avcı, Mehmet Gökçer ve ben birlikte gidelim dedik.

Sabah çıkacağız, akşam oyundan sonra döneceğiz.

O zamanlar herkes cömert.

Hepimiz “Benim Arabamla Gidilsin” diyor.

Mehmet’in inadı ağır basıyor.

Çıkıyoruz yola, ilyas hoca Co-Pilot.

Mehmet’in arabasına hiç binmemişiz o güne kadar.

Yola çıktık, İlyas hocanın alt dudak paspasa kadar uzadı.

Benim kalp atışlarım tavan yapıyor...

Mehmet karşıdan gelen, yandan geçen şöförlere bağırıyor, aralardan geçiyor ve biz Yozgat’a doğru yol alıyoruz.

Artık çıt çıkmıyor arabada bizden yana. Doğan ın motoru çatlıyor bizi Yozgat’a götürmek için.

Sonunda varıyoruz.

Hoca ruh gibi, beni yanlız yakalayınca ağlamaklı;

“Akşam böylemi döneceğiz, burada kalsak  da yarın turne otobüsüyle mi  dönsek acaba” lar...

“Hoca, olmaz, ayıp olur” diyorum.

Hoca; “O zaman arabayı sen kullan”.

“Bakarız” diyorum.

Oyun bitmesin istiyoruz o gece, selam olmasın bir türlü.

Oyunda bitiyor, selam da.

Mehmet arabada bizi bekliyor.

“Ben kullanayım” diye ısrar ediyorum, tersleniyorum.

Ölürüzde arkadaşımızı kırmayız.

Boyunlar bükük biniyoruz arabaya.

İlyas hoca, arka koltuğa yerleşmiş bile, ben siperdeyim...

“Hocanın erken vefatında o gecenin katalizörlüğü oldu mu acaba ?” diye hep düşünmüşümdür.

Seneler sonra Bursa’da Mehmet’in  yeni arabasına bindim.

O Mehmet ten eser kalmamış.

Yaşlanıyormuyuz ne ?

X

Tüm hakları saklıdır. Levent Çelmen © 2009